Miras Hukuku

Miras Hukuku

 
Miras Hukuku, murisin (ölen kişi) terekesinin (ölenin malvarlığı) akıbetini düzenleyen hukuk normlarına dayanmaktadır. Miras Hukuku, insanların ölümlerinden sonra malları üzerinde yapmak istedikleri ölüme bağlı tasarrufları ve ölümleri halinde, gaipliğine karar verilmesinden sonra veya ölüm karinesinin varlığı halinde mirasa konu mallarının (tereke) yasal mirasçılar ve diğer mirasçılar arasında ne şekilde paylaştırılacağını, borçlarının nasıl ve hangi sırayla ödeneceğini inceleyen bir özel hukuk dalıdır. Başka bir deyişle Miras Hukuku, miras bırakanın hayatta iken elde etmiş olduğu taşınır ve taşınmaz malları ile hak, alacak ve borçlarının kimlere ne oranda ve şekilde geçeceğini düzenleyen kurallardır.

Miras hukuku, Medeni Kanun‘ da düzenlenmiş olup, kişilerin ölümleri veya haklarında gaiplik kararı çıkması halinde, mirasa konu malvarlığının gerek yasal mirasçılar gerekse diğer mirasçılar arasına ne şekilde paylaştırılacağını ifade etmektedir. Bu bağlamda mirasçılar yasal ve atanmış mirasçılar olmak üzere ikiye ayrılır. Yasal mirasçılar, miras bırakanın kan hısımları dolayısıyla alt soyu yani çocukları ve torunları, anne ve babası, büyük anne ve büyük babası, evlilik dışı hısımları, sağ kalan eşi, evlatlık ve nihayetinde miras bırakmaksızın ölmesi halinde de devlettir. Atanmış mirasçı ise miras bırakanın yasal olarak mirasçısı olmamakla birlikte, kendi tasarrufu ile miras bıraktığı kişilerdir.
 
Miras hukukuna ilişkin hükümler, Türk Medeni Kanunu’nun 495-682. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Şahsın ölümü ile terekede bulunan hak ve borçlar kül halinde mirasçılara intikal etmektedir. Kişi kanun koyucunun belirlediği şekilde yasal mirasçı olabileceği gibi murisin ölüme bağlı tasarrufu ile de mirasçı sıfatını kazanabilmektedir; ancak muris, saklı pay hakkına sahip yasal mirasçıların saklı payları üzerinde tasarrufta bulunamayacaktır. Saklı pay üzerinde tasarruf yapılması halinde saklı payı ihlal edilen yasal mirasçı süresi içinde tenkis davası açarak saklı payını geri alabilmektedir. Sağlar arası kazandırmalar kapsamında koşulları oluşması halinde tenkis davası açılabilmesi de mümkündür. Miras hukukunda mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nda sayılan koşullar dâhilinde mirasçılıktan çıkartılabileceği gibi; mirasçıların doğrudan yasal süresi içerisinde mirası reddetme hakları da bulunmaktadır.

Miras hukukunda uyuşmazlık ve anlaşmazlıklar genelde mirasçılar arasında anlaşmazlıktan kaynaklanmaktadır.
 
Mirasın paylaştırılması, miras bırakanın ölümden önce vasiyetname veya miras sözleşmesi düzenlemesi halinde, miras bırakanın yasal mirasçılarının saklı payları baki kalmak üzere, vasiyetnamede yazıldığı şekilde yapılır. Miras bırakanın herhangi bir ölüme bağlı tasarruf yapmamış olması halinde ise, Medeni Kanun’da düzenlendiği üzere yasal mirasçılar arasında miras paylaştırılır.

Bu kapsamda avukatlarımız öncelikle miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf işlemlerinin gerçekleştirilmesi, miras kalan malvarlıklarının belirlenmesi ve mirasçılar arasındaki müşterek mülkiyete tabi malların ortaklığının giderilmesi (izale-i şüyu), reddi miras işlemleri ve miras bırakanın ölümden önce saklı paylara zarar verecek şekilde yaptığı tasarrufların iptali de dahil olmak üzere her türlü konuya ilişkin hukuki hizmet vermektedir.
 
İzmir Barosu